22 Şubat 2013

İkra Bismi Rabbike ... Yaratan Rabbinin Adı ile Oku


Okumak güzel,öğrenmek güzel,faydalı şeyler okuyup faydalı bilgiler öğrenip bu bilgilerle insanlığa faydalı işler yapmak daha da güzel.....
Zaman zaman Kitap tanıtımları yapıyorum haddim olmayarak,burda yayınladığım,ismini verdiğim kitapların hepsini okudum,o yüzden yayınlıyorum kendim sevip beğendiğim için,okumadığım bir kitabı ise asla isim vermedim,ama okuyupta ismini vermediğim kitapta çok oldu :)

Kur'an-ı Kerim'i okuyabiliyorum ama anlayamıyorum çünkü Arapça bilmiyorum,o yüzden mealini okuyup anlamaya çalışıyorum,bu günlerde ise tecvidli okuyabilmek için Kursa yazıldım haftada 3 gün kursa gidiyorum,bakalım inşallah daha güzel Kur'an-ı Kerim okuyabileceğim.....


Size 3 yıl önce bana gelen,gönderilen Kur'an-ı Kerim'imi göstermek istiyorum bugün....
Gelen diyorum çünkü ben istemeden geldiği için,yapım gereği kapıma gelen hiç bir şeyi ve kimseyi geri çevirmeyi sevmiyorum,bunların bir deneme olabileceğini,bir hikmeti olabileceğini,altında yatan sırlar olabileceğini düşünenlerdenim o yüzden yoluma çıkan,kapıma gelen insanları veya şeyleri mümkün olduğunca geri çevirmemeye çalışırım...
Bu güzel Kur'an-ı Kerim'de almayı istediğim görüp beğendiğim bir Kuran dı çünkü renkli harfli ve altında satır satır açıklamaları vardı,ama ben sipariş vermemiştim,eşimde vermemişti,biizm evden hiç kimse sipariş vermemişti,ve sipariş edildiği gün pazar edildiği saatte evde değil bilgisayarın açık olduğu modemin bile kapalı olduğu saatmiş biliyorum çünkü uyuyorduk :)
Neyse kapı çaldı kargocuyu karşımda gördüm,bana bir kargo gelmişti,şaşırdım sipariş vermemiştim ne olduğunu sordum Kur'an-ı Kerim olduğunu öğrendim,Allah Allah ben istemedim dedim,hemen eşime telefon ettim dedim böyle böyle sen sipariş verdinmi dedim hayır cevabını aldım,kargocuyuda bekletiyorum kapıda ama,oda istemezsem almıyacağımı geri çevirebileceğimi söyledi,kaç para dedim,23 lira dedi...
Cüzdanımda da 25 lira param var başka hiç param yok,ben istemedim,ama gelmiş bana göre Allah tarafından geldiğini düşünüp,bunda da bir hayır olabileceğini düşünüp parasını ödeyip aldım....
Pakedi açtım,istediğim Kur'an-ı Kerim çıktı,çok şaşırdım,,,,ama yerimdede duramadım gönderen firmayı aradım telefonu açan beyefendiye durumu izah ettim,hanfendi mümkün değil,sipariş almadan yollamayız,zaten yollayacak olsak herkes sizin gibi kabul etmez iade edilir bu bize oldukça pahalıya çıkar kargo ücreti bakımından dedi,ayrıca biz ürünü yollamadan önce mutlaka telefon edip adres doğrulaması isteriz dedi,ama beni kimse aramadı kiii :)
Ama geldi işte,belki size göre çok normal gelebilir,yanlışlık olmuş olabilir,sıradan gelebilir,bana göre öyle değil,o yüzden bu Kur'an-ı Kerim'imi çok seviyorum....
Rabbim inşallah layıkıyla okuyup içinden gerekli dersleri almamı da sağlar....

Hayırlı cumalarınız olsun,selamlar....

Gül Kokulum
[ Alıntıdır ] Kuran-ı Kerim İslam’ın kutsal kitabıdır. Arapça bir sözcük olan “kuran”, okumak, ezbere okumak, bir araya getirmek anlamına gelir. Arapça olan ve 114 surede toplanmış 6200’ün üstünde ayetten oluşan Kuran, Hz. Muhammed’e peygamberliğin verildiği 610’dan 632’deki ölümüne kadar parça parça indirilmiştir.

İlâhî kitapların sonuncusu olan Kur'an, bizim peygamberimiz Hz. Muhammed'e gönderilmiştir. Hz. Muhammed son peygamber olduğu gibi Kur'an da son kitaptır. Cenâb-ı Hak onu bize şu şekilde takdim etmektedir:

"Sana da kitabı (Kur'an'ı), daha önceki kitabı doğrulamak ve koru­mak üzere hak olarak indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma".[332]

Kur'an, Peygamberimiz'e 610 yılının Ramazan ayında indirilmeye başlanmış ve yaklaşık 23 senede tamamlanmıştır. İnen Kur'an âyetleri hem Hz. Peygamber tarafından vahiy kâtiplerine yazdırılmak hem de hafızlar tarafından ezberlenmek suretiyle koruma altına alınmıştır. Böy­lece Cenâb-ı  Hak, onu diğer ilâhî kitapların durumuna düşmekten muhafaza etmiştir. Çünkü Kur'an'dan önce gönderilen ilâhî kitapların hiçbi­ri korunamamıştır. 114 sûre ve hâkim anlayışa göre yaklaşık 6666 âyet­ten oluşmaktadır. Hz. Peygamber her sene ramazan ayında bir yıl bo­yunca gelen vahiyleri Cebrail'e okumaktaydı. Vefat ettikleri sene ise, bu olay İki kere tekrar edilmiştir. Günümüze kadar süre gelen "Mukabele" geleneğinin başlangıcı Hz. Peygamber İle Cibril arasındaki Kur'an arzı­dır. Hz. Peygamber'in vefatı öncesinde Kur'an'ın indirilmesi tamamlan­mış ve vahiy sona ermiştir. Peygamberimizden sonra hilâfete seçilen Hz. Ebû Bekir, bir komisyon kurarak sahabe elinde sayfalar halinde bulunan Kur'an nüshalarını mushaf haline getirmiş, üçüncü halife olan Hz. Osman da bu ana mushaftan çoğalttırarak müslümanların yoğun olduğu merkezlere göndermiştir. Daha sonraları ise okumayı kolaylaş­tırmak İçin Kur'an'a nokta ve hareke konulmuştur. Elimizde bulunan Kur'an, Hz. Peygamber'den itibaren her devirde bütün müslümanların ittifakı İle (mütevâtir olarak) nakledilerek günümüze gelmiştir.

a- Kur'ân-ı Kerîm'in Özellikleri

Kur'ân-ı Kerîm, kendi özelliklerini şu şekilde dile getirmektedir: Bu, kendisinde şüphe, çelişki ve tutarsızlık olmayan, Arapça olarak vahyedilmiş (Arabi), daha önceki kitapları doğrulayan (musaddık), göze­tip tanıklık eden (müheymin), mesajı evrensel (âlemlere rahmet/öğüt), Allah tarafından korunan, âyetlerinin bir kısmı muhkem bir kısmı ise müteşâbih, aydınlatan (nur), yol gösteren (hüdâ), hakkı batıldan ayıran (furkan), uyarıcı ve müjdeleyici, hikmetli, açıklayıcı ve beyan edici (tib-yan) bir kitaptı.[333]
Kur'an, kelâm kitaplarında ise özellikleri göz önünde bulundurularak şu şekilde tanımlanmaktadır: "Allah tarafından Cebrail vasıtasıyla pey­gamberimize indirilen, ondan da bize mütevâtir olarak gelen, tilâvetiyle ibâdet olunan mû'ciz bir kitaptır."

Bu tanımdaı>şu önemli hususlar ortaya çıkmaktadır:

1- Kur'an'ı  Hz. Peygamber'e gönderen  Allah'tır. Cebrail, onun  Resû-lullah'a  ulaşmasında  sadece aracıdır.  Dolayısıyla  Kur'an, Allah'ın  kelâmı­dır.

2- Kur'an, Hz. Muhammed'e Cebrail vasıtasıyla gönderilmiştir. Vahyin gönderilişinin  değişik şekilleri  bulunmakla   beraber Kur'an  Hz.  Peygam­ber'e tümüyle Cebrail aracılığıyla gönderilmiştir.

3- Kur'an, sadece Hz. Muhammed'e indirilen  lafızlardan oluşur. Do­layısıyla   geçmiş   peygamberlere   indirilen   metinler  veya   o   metinlerden bölümler Kur'an sayılamaz, onlara Kur'an muamelesi yapılamaz. Ancak onlardan alıntı olarak Kur'an'da yer alanlar Kur'an metnidir. Bunun gibi Hz. Peygamber'e melek dışında değişik yollarla vahyedilen hususlar da Kur'an içinde yer almazlar.

4- Kur'an,  Peygamberimizden  bize  mütevâtir olarak  gelmiştir.  Pey­gambere kadar tevatür yoluyla ulaşmayan bir kitabın nisbetinde şüphe olacağı için Allah tarafından indirilmiş sayılamaz. Kur'an mütevâtir yolla geldiği  için  âhâd yolla  gelen  rivayet ve kıraatler Kur'an  metnine dahil edilemez. Dolayısıyla böyle bir metnin muhtevasına da Kur'an muame­lesi yapılamaz.

5- Kur'an,  hem   lafzı   hem  de  mânası   itibariyle  mu'ciz yani   erişile-mezdir.   Onun    son    derece   fasih,   beliğ   ve   edebî   bir   lafzı   vardır. Kur'an'ın;  "Kulumuza   indirdiğimiz   hakkında   bir   şüpheniz   varsa,   onun benzeri bir sûre getirin"[334], "Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? De ki onun benzeri olan on tane uydurma sûre getirin" {Hûd n/13) şek­linde   muarızlarına   meydan   okuması   karşısında   fesahat   ve   belagatına güvenen nice kişiler onun kısa bir sûresini bile yazamamışlardır. Kur'an, onların bu işi başaramayacaklarını şu şekilde dile getirmektedir: "İnsan­lar  ve   cinler   bu   Kur'an'ın   benzerini   getirmek   için   bir  araya   gelseler, birbirlerine  destek de  olsalar onun  benzerini asla  ortaya  getiremezler".[335]

Kur'an'ın lafzı gibi mânası da son derece geniş ve derindir. Onu anlayarak okuyan insanların zihninde ve kalbinde çok yüksek duygular uyanır. Kur'an hakkında günümüze kadar birçok tefsir yazılmış olmasına rağmen, o yine de tükenmez bir hazinedir. Kur'an lafız ve mânanın bir arada oluşu ile ilâhî kitap özelliğini kazanmakta olup sadece mânaya Kur'an denilemez. Dolayısıyla namaz gibi Kur'an okumanın gerekli ol­duğu yerlerde kıraatin buna uygun olması gerekir.

Kur'an'ın kendine has bir iç örgüsü vardır. O, bir konuyu belli bir bölümde ele alarak sonuçlandırmaz. Aksine yerleştirmek istediği hü­kümleri kitabın muhtelif yerlerine serpiştirir. Söz gelimi savaş ve yetim­lerden söz eden âyetlerin arasına şarabın haramlığının[336], talaktan (boşanmadan) bahseden âyetlerin arasına namazla ilgili hü­kümlerin[337] yerleştirildiği, hacla ilgili hükümlerin bir kıs­mının Bakara sûresinde (196-203) bir kısmının Hac sûresinde (26-37) geçti­ği görülmektedir. Aynı şekilde evlenme ve boşanma ile ilgili âyetlerin bir kısmı Bakara, bir bölümü Nisa, başka bir bölümü de Talak sûresin­de yer almaktadır. Dolayısıyla onun iç örgüsünde farklı bir bütünlük söz konusudur ve ondan bir bölümünü okuyan da tümünü okumuş gibi bir mesaj alabilir. Kur'an'ın bu yöntemini Mahmut Şeltut şöyle bir benzetme  ile  ifade etmektedir: "Onun  konuları ele alış şekli  her tarafı meyve ve çiçeklerle dolu bir bahçeye benzer. İnsan bu bahçenin nere­sine giderse gitsin kendisine yararı olacak rengârenk çiçekler ve farklı farklı meyveler bulabilir".[338]

Kur'an'ın bir özelliği de koyduğu hükümlerde teşvik etme ve kor­kutma (terğîb ve terhîb) yoluyla motivasyonu sağlamasıdır. O, muha-taplarındaki korku, gözetme, sevgi, yarar umma gibi psikolojik faktörleri harekete geçirerek onları emirlerine uymaya ve yasaklarından sakınma­ya yönlendirir.

b- Kur'ân-ı Kerîm'in Muhtevası

Kur'ân-ı Kerîm İnsanlara yol göstermek, dünya ve âhirete dair bilgi vermek, canları, malları, dinleri, aile ve toplumları ile İlgili konularda onlara ışık tutmak üzere gönderilmiştir. Onun gönderilişindeki asıl he­def tabiat veya tarihle ilgili konularda insanlara bilimsel bilgi vermek değil, onlara ilâhî mesajı iletmektir. Bundan dolayı Kur'an'ın muhtevası­nın anlaşılması çok önemlidir.

Kur'an'da birçok konuya temas edilmekle beraber, onda ağırlıklı olarak ele alınan konular şu şekilde belli başlıklar halinde toplanabilir:

Allah'ın varlığı ve birliği, azamet ve kudreti, yaratması ve bundaki hikmet gibi ulûhiyet konuları; ruh, melek, cin, şeytan, âhiret, cennet, cehennem gibi gayb âlemine ilişkin meseleler.

İnsanlara adalet, istikamet, tevazu, dostluk, şefkat, merhamet, eşitlik, bağışlama gibi yüksek hasletlerin tavsiye edilmesi ve onların zulüm, kibir, hıyanet, cimrilik, intikam, merhametsizlik gibi kötülüklerden'sakın­dırılarak erdemli bireylerden oluşan bir toplum oluşturulması.

İnsanların Allah'a nasıl kulluk edeceklerinin belirlenmesi, bununla il­gili hükümlerin konulması ve düzenlemelerin yapılması. Söz gelimi na­maz, oruç, zekât, sadaka, hac, cihad, yemin, adak gibi konular üzerinde durulması.

Evlilik, miras, boşanma, mehir, nafaka, emzirme, nesep, iddet ve vasiyet gibi ailevî; savaş, barış, şûra, adalet, eşitlik gibi yönetimle ilgili; alış veriş, kiralama, rehin, borç alıp verme, faiz ve tefecilik gibi ticarî; hırsızlık, cinayet, zina, iftira ve bunlara verilecek cezalar gibi hukukî ve zenginlerle yoksulların ilişkileri, işçi haklarının düzenlenmesi, servetin dolaşımı gibi sosyal konuların ele alınması.

Allah'ın "yapınız" ve "yapmayınız" diye buyurduğu emir ve yasakla­rın   açıklanması,   bunlara   uymanın   istenmesi   ve   müminler   için   takdir edilmiş  olan   nimetlerin   müjdelenip  kâfirler  için  hazırlanan   kötü  sonu­cun hatırlatılması.

Geçmiş milletlere ait ibretli hadiseler ve tarihî olayların anlatılması, günahkâr toplulukların başına gelen felâketlerden söz edilmesi, insanla­rın bunlardan ibret almaya davet edilmesi, peygamberlerin vazifelerini nasıl başardıklarının ve bu uğurda ne denli fedakârlıklarda bulundukla­rının hikâye edilmesi, Allah'ın salih kullarına vadettiklerinin ve kötü insanlara tehdidinin nasıl gerçekleştiğinin gözler önüne serilmesi. Kur'an, bu kıssalar ile zaman ve mekân boyutunu öne çıkaran ve şa­hısları ele alan bir tarih bilgisi vermeyi değil, insanlara öğüt vermeyi ve yol göstermeyi hedeflemektedir. Çünkü bu anlatımlarda bilgi boyu­tuna yönelince asıl hedefi teşkil eden hidayet ve öğüt boyutu gölgede kalmaktadır.

İnsanları, Allah Teâlâ'nın kudret ve hikmetini ortaya koyan eserleri üzerinde düşünmeye ve araştırmaya davet eder; göklerin ve yerin yara­tılış kanunlarını incelemeye, varlıklardaki olağanüstülükleri görüp ibret almaya teşvik eder. Allah'ın koymuş olduğu fıtrat ve hilkat kanunlarını kimsenin değiştiremeyeceğini bildirir ve insanları bu kanunlara uymaya çağırır.

c- Kur'an'i Diğer İlâhî Kitaplardan Ayıran Hususlar Kur'ân-ı   Kerîm'i   diğer   ilâhî   kitaplardan   farklı   ve   üstün   kılan   bazı özellikler bulunmaktadır:

Kur'an, ilâhî kitapların sonuncusudur. Hz. Muhammed'den sonra peygamber gönderilmeyeceği gibi Kur'an'dan sonra da ilâhî kitap indi-rilmeyecektir.

Kur'an, günümüze kadar bozulmadan ve tahrif edilmeden gelmiştir ve kıyamete kadar da böyle devam edecektir. Halbuki Kur'an'dan önce gönderilen ilâhî kitaplar muhafaza edilememiş ve değişikliklere uğramış­lardır.


Kur'an, kendisinden önce gönderilen kitapları tasdik edicidir[339]. Bununla beraber o, bu kitapların muhtevalarının zamanla tahrif edildiğini[340] haber vermektedir. Şüphesiz ilâhî kitapların doğru olanlarının yanlışlarından ayrılması ancak daha sonra gelecek vahiylerin kıstaslığı ile mümkündür[341]. Kur'an da bunu yap­makta, Allah'ın birliği esası üzerine kurgulanan ilâhî kitaplardan bu esasın dışına çıkarılanları hükümsüz kılarak tevhid çizgisini devam et­tirmekte, onlarda açık kalan hususları tamamlamakta, yeni ihtiyaçlara göre yeni hükümler getirmektedir.


Kur'an'ın getirdiği esaslar ve değerler evrenseldir. O, bütün insanlı­ğa gönderilmiştir ve hükmü  kıyamete kadar geçerlidir. O, evrensel (değişmeyecek) olan hükümleri açık bir şekilde, değişebilir olanları ise yoruma müsait (mücmel) olarak ortaya koymaktadır. Nitekim, onda namaz, oruç, zekât ve haccın farz oluşları ve zina, iftira, hırsızlık gibi fiillerin haram oluşları açık ve kesin olarak ortaya konulmuş; emzirme­de haramlığı doğuracak miktar, abdestte başın meshedilecek alanı gibi konular ise yoruma açık tutulmuştur.
Kur'an, kendisinden önceki ilâhî kitapları neshetmiş yani yürürlükten kaldırmıştır. Nesih, genel olarak daha sonra gelen dinî bir delil ile ön­ceden konulmuş olan dinî bir hükmü ortadan kaldırmak demektir. Bu, Kur'an'ın daha önce gönderilmiş ilâhî kitapları neshetmesi şeklinde ola­bileceği gibi; kendinde önceden mevcut olan bir hükmü yeni bir hü­kümle neshetmesi şeklinde de olabilir. Kur'an, daha önce gönderilmiş olan kitapları neshetmiştir. Bu konuda bir ihtilâf söz konusu değildir. Kendi kendisinde neshin olup olmadığı ise ihtilaflıdır35.

Kur'an, Peygamberimiz'e toptan değil, çeşitli olaylar, sorular ve is­tekler doğrultusunda tedrici olarak inmiştir. Buna paralel olarak da, bilhassa günlük hayatla ilgiii konularda son söyleyeceği şeyi baştan söylemek yerine insanları ruhen ve bedenen hazırladıktan sonra açık­lamayı tercih etmiştir.
Kur'an, insanları dinî ve dünyevî bakımdan ıslah etmeyi hedeflemiş­tir. Bu nedenle alışverişten evliliğe, mirastan anlaşmazlıkların halline, Câhiliye Arapları'nın yapageldikleri şeylerden doğru bulduklarını onay­lamış, yanlış olanlarını İse düzeltmiş veya tümüyle yürürlükten kaldır­mıştır. O, insanların sahip oldukları bütün değerleri kökten yıkıp enkaz üzerine yeni bir düzen kurmayı değil, insanların haklarını korumayı, çıkarlarını sağlamayı ve adaletin teminini hedefleyen bir düzenlemeyi amaç edinmiştir. Bunun İçin indiği toplumda yararlı ve düzgün olan uygulamaları yerinde bırakmış, yanlış ve zararlı olanları ise kaldırmıştır. [ Alıntıdır ] 


  96-el-ALAK
 Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. 
Bu sûreye "İkra' sûresi" de denir. Mekke'de inmiştir; 19 âyettir. İlk 5 âyeti, Kur'an'ın ilk inen âyetleridir. Bu sûrede okumanın, öğrenmenin üstünlüğü, insanın yaratılışı, kalemin özelliği, bunların insana Allah'ın ihsanı olduğu, insanın bunları düşünmesi, Rabbine itaat etmesi gerektiği, aksi halde azaba dûçar olacağı anlatılır. 
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 
 1. Yaratan Rabbinin adıyla oku! 
2. O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. 
3. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. 
4. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. 
 5. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti. 
 6. Gerçek şu ki, insan azar. 
 7. Kendini kendine yeterli gördüğü için. 
8. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir. 
 9. Gördün mü şu men edeni, 
 10. Namaz kılarken bir kulu (Peygamber'i namazdan)? 
 11. Gördün mü, ya o (Peygamber) doğru yolda olur, 
 12. Yahut takvâyı emrediyorsa? 
 13. Ne dersin o (meneden, Peygamber'i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa! 1
4. (Bu adam) Allah'ın, (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi! 
 15. Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), yakalarız (cehenneme atarız). 
16. O yalancı, günahkâr alından (perçemden), 
 17. O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. 
 18. Biz de zebânîleri çağıracağız. 
 19. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!

10 yorum:

yolcu dedi ki...

Hayırlı cumalar.

Allah c.c. hakkıyla kelamını anlayanlardan eylesin bizleri.

Ben de bir kaç yıldır tefsir okuyorum. İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin Ruhul Beyan tefsiri. Senin gibi arapça bilmediğim için türkçesinden tabii. Daha 7. cilddeyim. 30'a yakın cild var ve hala basılıyor. :)

Çok hoşuma gidiyor. Çok ince meseleler var aslında. Yaşayabilenlerden olmak dileğiyle...

Gelibolu17 dedi ki...

Yolcu'm,
hayırlı cumalar hoşgelmişsin :)

Amin inşallah...
Allah kabul etsin,selamlar :)

Emine Kaya dedi ki...

Selamünaleyküm hayırlı cumalar kursa başladığına çok sevindim üç gün aslında yeterli değil umarım beşe çıkarırsın.. gördüğüm kadarı ile resimdeki Kur'an-ı Kerim kelime melalli çok güzel hayırlı olsun..
Allah-ü Taâlâ'dan gelen güzel bir hediye hakkında hayırlı olsun..

eda dedi ki...

hayirli cumalar Gulcan'cim... ups! pardon! Hocam! bizde her 15 gune bir hatim indiriyoruz arkadaslarla komsularla her katilan bir daha ki toplantimiza kadar bir cuz indiriyor. simdi gene oraya gidiyorum namazimdan hemen sonra..paylasim için tesekurler , fakat farkedersen hep ben geliyorum senin pek benim blogumda yorum yaptigini goremiyorum canimcim;) bir bildireyim dedim hani belki anlarsin diye ;)) opuyorum ve cuma salavatiyla sariliyorum sana ! :))

Gelibolu17 dedi ki...

Emine ablam,
ve aleyküm selam,
hoşgelişsin,,,bende seviniyorum Allah kısmet ederde inşallah devamını getiririm, ama 5 günlük yok sanırım yeni öğrenenlere 5 gün bilipte tecvid isteyenlere 3 gün maalesef....
Olsun hiç olmamasından 3 gün olması daha iyidir,Allah razı olsun sağolasın,selamlar :)

Gelibolu17 dedi ki...

Eda,
çekirgem sağolasın sanada,hoşgelmişsin,evet farkındayım hep sen geliyorsun ve her yorumunu gördüğümde utanıyorum,sen sanıyormusun ki ama ben herkeşlere gidiyom da bir sana gelmiyom,kimseye gidemiyorum :(

Ama bak sevabı sen kazanıyosun,ne güzel sana gelmeyene gidiyosun :)

Öpüyorum,hatminizi Allah kabul etsin inşallah,dualrında benide unutmazsın değil mi?

Bende sarıldım kocaman kocaman,selamlar,sevgiler :)

gül dedi ki...

Bende hayırlı akşamlar diliyorum kardeşim Gülcan'a kursunda hayırlı olsun inşallah.Daha yazacaktım ama dar zamana denk geldi.Allah'a emanet olun emi.

Gelibolu17 dedi ki...

Gül ablam,
hoşgelmişsin,sağolasın hayırlı akşamlar,selamlar....
Çok teşekkür ederim,sende Allah'a emanetsin :)

BİRİNCİSİN dedi ki...

Çok etkilendim,vardır bir hikmeti elbet.Kursunda başarılar dilerim.Dualarında beni de hatırlarsan mutlu olurum.Oralara bahar gelmiş ağaçlar çiçek açmış,buraya gece kar yağdı,sabah eridi ama çatılarda kar var hala,hava durumu gibi oldu hadi öptüm,Allah'a emanet ol.

Gelibolu17 dedi ki...

Birincisin,
evet mutlaka vardır...
İnşallah canım sağolasın :)
Valla ağaçlar açıyo ama hava çok soğuk yağmurlu,biz hala üşüyoruz,bend eöperim canım sende Allah'a emanetsin selamlar

Gelibolu'm