28 Temmuz 2011

Herkes Yediğinden İkram Eder :)

Yavuz Sultan Selim'e, İran şahı Şah İsmail kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor.
Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas,kadife kumaşlar çıkıyor.
Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Sandığın en altındaki bohçadan insan pisliği çıkıyor...
Yavuz Sultan Selim çok şaşırıyor,sinirleniyor düşünüp şöyle bir çözüm buluyor.Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor.
İçine bir kutu Güllü Lokum koydurup en altına da küçük bir pusula ve bir not yazdırıp gönderiyor...
Notta ne yazıyor dersiniz:

"Herkes yediğinden ikram eder."

Tabi Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasında geçen bu hediyeleşme diyaloğunun bir anlamı,öncesi ve devamı var,ben sadece bu kısmını paylaşmak istedim...

Merak edenler için kitap aşağıdadır....

Yayın Evi : AstreA
Yazar : Ayşe Tulun

Öyle bir aşktı ki o, uğruna ordular çarpışır oldu. Öyle bir kadındı ki o, uğruna ülkeler savaşa durdu İki Hükümdar Bir Kadın, tarihin gidişatını değiştiren bir aşkın destansı öyküsünü anlatıyor. Osmanlı tahtının en sıradışı padişahı Yavuz Sultan Selim'in doğumundan çocukluğuna, babası II. Bayezid'le ilişkisinden dedesi Fatih Sultan Mehmet'le kurduğu gönül birliğine, şehzadeliğinden padişahlığına dek geçirdiği evreleri gözler önüne seren İki Hükümdar Bir Kadın'da asırlardır gizlenen bir sırrı öğreneceksiniz: Çaldıran Savaşı aynı kadına âşık olan kudretli iki adamın hesaplaşması mıydı? Yavuz Sultan Selim, acımasız ve gözüpek bir savaşçı olan Şah İsmail ve dünyalar güzeli Taçlu Sultan arasındaki aşk üçgenine değinen bu romanda, zamanın en güçlü isimlerinin insani zaaflarıyla tutkularına tanık olacak, tarihin yeniden yazılmasına neden olan olayları nefes nefese bir kurgunun eşliğinde okuyacak ve yıllar boyu unutamayacağınız bir destanla karşı karşıya kalacaksınız.

Sevgiler,selamlar...

6 yorum:

Sakar Hafiye dedi ki...

MERHABA;
YAVUZ SULTAN SELİM, daha doğrusu Osmanlı İmparatorluğuyla ilgili her konu, her zaman dikkatimi çekmiştir. Katerina ve Baltacı safsatasını beyinlerimize öyle bir işlediler ki bu bilgiyi doğru gibi kanıksadık. Televizyonlarımızda ipe sapa gelmez senaryolarla oynatılan Kanuni'ye, işin özünde Osmanlıya çamur atan yapımlara bile ses çıkaramadık. Doğru gibi kabullendik ve şu anda kitapları okumayanlarımız, Osmanlıda öyle bir hayatın olduğuna inanır oldular.
Ayşe Tulun isimli yazarın bu kitabınıysa ilk defa duyuyorum ben. Ehli sünnet sevdalısı bir sultanın, şehzadeliğinden beri aklına takmış olduğu ve bu yolda verdiği çetin mücadeleyi; evli bir kadına duyduğu hislerle yaptığının kitaplaştırılmasına şaşırdım.
Bakalım geçmişimizle ilgili daha ne efsanelerle, uydurma ve düzmece hikayelerle hatta iftiralarla karşılaşacağız?

Volkan DENİZ dedi ki...

Bu hikayeyi biliyorum. Ancak bahsettiğiniz kitap, biraz tarihsel döneme bahsetmekle beraber bir aşk hikayesi çıkararak daha okunası hale büründürmek için yazılmış kurgu bir kitap. Yoksa Yavuz'la İran şahı bir kadın için savaşacak kadar küçük beyinli değildiler. :)
Bu olay da zaten Çaldıran savaşından sonra oluyor.
Yavuz dönemi biraz karışıktır, Heryerde gördüğümüz küpeli fotoğraf bile Avrupalıların yarattığı bir fotoğraftır denir..
Güzel bir hikaye, bende eklentiler yaptım, yanlış anlaşılmasın.
keşke şimdilerde de böyle zeka dolu atışmalar olsa da bizde böylesi akıllı insanlar tarafından yönetilmekten gururlansak, kabadayılıktan gururlanacağımıza..
sevgilerle...

Ρɑɓuç dedi ki...

kitap tanıtımı için tşkler..en sevdiğim postlardan biri..kitap tanıtılsın ben de fırsatını bulunca alıp okuyayım :)

Sevgiler...

neslinnce dedi ki...

Canım görüşemiyoruz uzun zamandır.Kitap tavsiyeni aldım cebime koydum. Sevgiler

Yusufsan21 dedi ki...

İskender Pala'nın Şah ve Sultan'ı da sanırım aynı konuyu anlatıyor. Daha okumadım ama yakında okuyacağım inşallah.

Edakcks dedi ki...

Çok anlamlı çok güzel :) Karşı taraf gibi çirkinleşmeden, ama daha da yerin dibine sokarak verilmiş bir cevap.

Gelibolu'm